| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Jenin Jenin 2002 Akdeniz Uluslararası Belgesel Film ödülü
1 "ilk bilim kurgu filmi de sayılabilir aelita 1924 yakov protazanov" etiketi kullanan gönderi "ilk bilim kurgu filmi de sayılabilir aelita 1924 yakov protazanov" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar
 
Ock
13
    

 

 

Bir “aşk” hikâyesi ve sol

Cemil Ertem - 13.01.2009

Ergenekon konusunda “solun” şaşkınlığı ortada ama umut verici gelişmeler de olmaya başladı.

Ortaya çıkanlardan sonra, en azından operasyona karşı çıkma durumundan bekleme durumuna geçenlerin sayısında artış var. Ama bu durum bile bir “buzlukta olma hali.”

Zaten biliniyor; Sovyetler zamanında işçi sınıfını dünya iktidarda zannediyordu; ama o aslında buzluktaydı. Şimdi de Ergenekon’dan IMF’ye kadar bütün güncel gelişmelerle ilgili olarak Türkiye’de de “sol”, durumun farkındaymış gibi yapıyor, ama değil tabii; bir öyle kalakalma hali var. Buzluktaki işçi sınıfı gibi. Bu buzluktaki işçi sınıfı hikâyesi Protazanov’un ilk filmidir. Aslında ilk bilim kurgu filmi de sayılabilir: Aelita.

Film hemen devrim sonrasında Lenin’in Yeni Ekonomik Politika (NEP) döneminde Moskova’da geçiyor. Şöyle:

Kahramanımız Los sıkıcı günlük hayatını kâbusa çevirecek bir dert edinmiştir. Karısı Natasha’nın kendisini aldattığını sanmaktadır. Bu sıkıcı ve dertli günlerde Los ve arkadaşı Spiridonov dünyaya ulaşan gizemli bir radyo mesajına rastlarlar. Mesaj Mars’tan gelmektedir. İşte tam o sırada Mars’taki diktatörlüğün başındaki Tuskub’un kızı olan Aelita, teleskopla dünyayı izlerken gözü Los’a takılır. Böylece Los ile Aelita arasında kendilerinin bile farkında olmadığı, telepatik bir aşk başlamış olur. İlerleyen günlerde Los’un aile içi kaygıları ve bunalımları artar. Los karısı ile ilgili şüphesinin doruğa çıktığı bir gün Natasha’yı öldürür. Hikâyenin bundan sonrası çok ilginç ve fantastik.

Los, ortadan kaybolan mühendis arkadaşı Spiridov’un yaptığı çizimlerden yararlanarak Mars’a gidecek bir uzay gemisi inşa eder. Kızıl Ordu erlerinden Gusev ve Komiser Kratsov’u yanına alarak Mars’a doğru yola çıkar. Ekip Mars’a vardığında karşılaştıkları şey, acımasız bir diktatörlük ve güzeller güzeli kraliçe Aelita’dır.

Kraliçe Aelita’nın gezegeninde işçiler ancak kendilerine ihtiyaç duyulduğunda günlük hayata katılmakta onun dışında soğuk hava depolarında hapsedilmektedirler.

Bu durumda başta Kızıl Ordu elemanı Gusev ve kahramanlarımız işçileri bilinçlendirme ve örgütleme faaliyetlerine başlarlar. Gusev bir yerde işçilere şöyle seslenir: “Eskiden biz de sizler gibiydik. Kurtuluşunuz size bağlı, birleşin! Mars Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti için birleşin!” Bu arada Kraliçe Aelita da, biraz Los’a karşı duyduğu aşk biraz da başka hesaplarla, kahramanlarımızın safına geçerek diktatör babası Tuskub’a bayrak açar. Aelita’nın bu saf değiştirmesi Mars’ta devrimi başlatır. Aelita’nın önderliğinde (Evet, bir kadının önderliğinde) devrim gerçekleşir. Ama asıl sürpriz şimdi: Eski Kraliçe yeni devrim önderi Aelita hemen devrim sonrası kahramanlarımızı saf dışı etmekle kalmaz devrim için buzluktan çıkan işçi sınıfını yeniden buzluğa yollar. İşçiler soğuk hava depolarının yolunu tutarken aşk konusunda ikinci kez yenilen Los, devrim yenilgisini ise hazmedemez ve Aelita’yı merdivenlerden iterken gerçek ile hayal arasındaki çizgi belirsizleşir ve olanların, Natasha’nın ölümü dâhil, Los’un hayali olduğu anlaşılır.

Sovyet sinemasının az bilinen ama içerdiği simgesel mesajlar itibariyle önemli yapıtlarından biri olan Aelita filmi aynı anda birçok şeyi anlatmayı başarır.

Kişisel yaşam devrim anaforunu ve çelişkisini çok çarpıcı simgelerle açıklar.

Ama bundan daha önemlisi Nâzım’ın balığı gibi deryanın içinde olup ta deryanın farkında olmayanların durumunu da anlatır.

Hikâyede, Los’un uğradığı acıyı ve yenilgiyi yaşayan sahici bir adam var: Nikolay Buharin. Buharin, 1924’ten sonra yaptığı teorik çalışmalarda çok önemli tespitler ve açılımlar yapmıştı. Buharin, Stalin’in aksine küçük meta üretiminin ve köylülüğün yumuşak bir geçiş için korunması gerekliliğini düşünüyordu. Stalin ise tarımdan sanayie kaynak aktarımının yoğun ve hızlı olması gerektiğini, kapitalizmle yarışmanın, onu başka bir biçimde, diktatörlükle taklit ederek mümkün olacağını savunuyordu. Bu yaklaşım, Sovyet rejiminin, işçi sınıfını buzluğa koyan bir diktatörlüğe dönüşmesine yol açtı. Bu, içe kapanmayı ve diktatörlüğü besleyen bir otarşiyi de getiriyordu. Oysa kapitalizmin tekelci döneminin karşısına, kapitalizmin bir başka yüzü olan devlet tekeli ile değil de, üreticilerin ve çalışanların inisiyatifinin geçerli olacağı –küçük mülkiyeti ve demokrasiyi koruyan- yeni bir yönelim ve anlatıyla geçilebilirdi. Ama Stalin’in dediği; yani acayip devlet kapitalizmi geçerli oldu.

Buharin 1938’de idam edildi. Los kâbus görmüştü ama Buharin görmüyordu. Buharin’in kâbusu hâlâ başımızda; bu kâbus geçerli oldukça “solcuyum” diyen bir takım adam ve kadınların devlet merakı hep devam edecek.


EKONOMİ POLİTİK

Cemil Ertem

http://en.wikipedia.org/wiki/Aelita


http://en.wikipedia.org/wiki/Silent_film

Cleaning Women - Aelita 1924